Futurama gezegeni, adından da anlaşılacağı üzere Futurama gezegenidir. Üzerinde para geçmez, hayalgücü geçer. Biri size hayatınız boyunca idrak edemeyeceğiniz şeyler anlatabilir burada. Dahası, biri size hayatınız boyunca idrak edemeyeceğiniz şeyler anlatmayabilir, yine de siz o şeyleri anlayabilirsiniz. Burası Futurama gezegeni değerli okuyan. Burada, herkes her şeyi düşleyebilir.
Kadrajın sol üst kısımlarına rastlayan bu tarih eskisi gezegen; yıldızının solup gitmesine ramak kalmasına rağmen, üzerinde var olan mutlu ırklar sayesinde gayet hoş günler geçiriyor. Bu, o kadar eski bir gezegen ki defalarca kez yabancıların istilasına uğramış. Fazlaca üzerindeki hayat son bulmuş. Sayısını kendinin bile unuttuğu kadar yörünge oynatıcısı gök taşlarına hedef olmuş. Yine de tüm bunlara rağmen, mutlu Futurama gezegeni. Yakın bir zamanda, milyonlarca yıl içinde, ışığı sönüp gidecek olmasına rağmen; son demlerini iyi geçirmeye çabalıyor. Evrene hoşluk ve hayalgücü aşılıyor.
Yolumuz, bu yaşlı gezegene düştüğünde ilk dikkatimizi çeken rengi olmuştu tabii ki de. Şimdi, küçücük bir spektrumdaki ışığın dalga boyuna alışmış hayali zayıf insanoğluna bunu tahayyül ettirmek oldukça zor olacaktır, ancak sanıyorum fırtına mavisi ile yakuza yeşili arasında bir renk desem, insanoğlu aklınca bir şeyler canladırabilecektir. Melankoli grisinin en küçük bir paya sahip olamadığı bu eşsiz gezegen, ayrıca tarifi imkansız seslerin de kaynağıdır. En başta, değerli okuyan, ağzınızda çilekli yoğurt tadı bırakacak sesler yansır atmosferinin dışına. Bu, en sevdiğiniz müzik grubunu dinlerken hissettiklerinizden bile güzeldir. Renklerin dışında, bu sesler de aklınızı alır. Evriminin şahındaki bu kutsal gezegende olduğunuz için evrene şükredersiniz.
Gezegene inince elindeki gazeteyi sakince hışırdattı sayın yolculuk arkadaşım. Gırtlağını sakince temizlemesinden anladım ki, konuşmaya ve belki sorular sormaya başlayacaktı.
''Nasıl buldunuz burayı.'' dedim o daha ağzını açmadan. ''Dikkatimi mazur görün, atmosferine girdiğimizde dahi pek fazla dikkat kesilmediniz gezegene. Galaksi ekspresini okumaya devam ettiniz. Yanılıyor muyum acaba?''
''Hakkınız var.'' dedi sakince. ''X-192P'nin baş generali hastalanmış. Yeni bir ışık yolculuğunu kaldıramayacağından şüphelenen baş doktor onun için yapılacak pek fazla şey kalmadığını ifade etmiş, evrenin ruhuna dua etmekten başka. Meşguliyetim bundandır, baş generalle milyon senelere varan dostluğumuz vardır.''
''Çok üzgünüm.'' dedim sesim olduğu kadar ağır başlı çıksın isteyerek. ''Gelecek seneki uykumdan önce ona da dua edeceğim. Çokça kahramanlık göstermiş bir generaldi.''
''Öyleydi.'' diye konuştu. ''Gençliğimizde yaptığımız ışık yolculuklarını hatırlıyorum da, ah neyse, gezegene inmişiz zaten. Sizi de daha fazla üzmeyeyim artık. Yalnızca, öyle bir adamın hastalanıp yere serilmesini kaldıramıyorum.''
''Hakkınız var.'' dedim sakince. ''Üzgün olmamak elimizde değil.'' Ve general için elimizden daha başka bir şey -dua etmek dışında- gelmeyeceğinden de, gezegen hakkındaki sorularıma geçtim. ''Burayı önceden ziyaret etmişsinizdir sanıyorum. Nasıl buldunuz bu seferinde?''
''Futurama gezegeni beni her daim etkilemiştir.'' dedi yolculuk arkadaşım. ''En başta o g-514.p138 rengine bayılıyorum.'' Ah, gezegenin rengini benden daha iyi ifade eden biri! İşte bunu seviyorum.
''Dahası gezegenin iniş bölgesinde sizi karşılayan akşamüzeri kokusunda kalbim var! Bu müthiş koku, her seferinde evrenin eşsizliği konusunda beni hayrete düşürmekten geri kalmıyor. Yine de, bilirsin, Futurama yaşlı, yine konuyu o noktaya getirmek istemiyorum ama.. Eh, neyse. Laf ağzımdan çıktı bir kere, İnsanlar ölür ve gezegenler karanlığa boğulur değerli dostum. Sanırım bu son beni üzen.''
''Ve bu son her şeye güzellik veren.'' dedim.
Yolculuk dostumla vedalaştıktan sonra, gezegen üzerinde bir vakit başıboş dolaşmaya çıktım. Her gezegenin kendine has prosedürleri burada öyle pek boğucu değildi. En başta bütün görevliler oldukça saygılı ve kolaycıydı. Daha yüzlerindeki yüzlerce dişin her birini göstermekten geri kalmıyorlardı.
Futurama gezegeni üzerinde, tamı tamına beş yüz otuz iki farklı ırktan canlı yaşar. Bunların bir kısmı bütün gelişimini Futurama'de tamamlamış; bir kısmı ise buraya Uhr'dan sonra göçmüştür. Uhr, felaketten korkan dostlarım, bu gezegenin başına çalınmış en fena olaydır. Uhr'da Futurama'e dörtte biri büyüklüğünde yolunu kaybetmiş -ve üzerinde nice değişik canlı yaşayan- bir göktaşı gelip vurmuş; iki koca hayat kaynağını da cansız birer taş yığınana çevirmiştir. Dahası iki parçayı yüzlerceye, bu yüzlerceyi de milyonlarcaya parçalamış; Futurama'in yörüngesinden açılarca sapmasına sebep olmuştur.
Uhr'dan sonra buraya gelen canlılar ve yine burada evrimleşmiş ırklar, dediğim gibi, Futurama'i tekrar mutlu bir gezegen kisvesine sokmuşlardır. Burada, nice farklı mutluluk kaynağı olmakla birlikte, en birincileri gezegenin merkezinde bulunan Zu-168 elementinden yayılan pozitif reaktif ışınlardır. Bu, oh ne hoş, etkisini henüz birkaç gün olmasına rağmen benim üzerimde dahi göstermiştir.
Futurama ırkları barış içinde yaşar. Futurama peksimeti yeter. Tarifini yalnızca üç ırkın mutfakçılarının bildiği lembas yer. Lembas'tan çok hoşnutça bahseder, gezegen kadar eski bir tarifi olduğunu ve uzak galaksilere gidecek yolculara verildiğini söylerler.
Futurama gezegeninin en birinci özelliği, taşıdığı eşsiz hayalgücüdür elbette. Söz gelimi taşıma şirketleriyle ünlüdür bu gezegen. Şirket belirli bir işi uzmanlık alanı edinmiş, ortak işçilerin aynı hedef uğruna hayatları boyunca çalıştığı sahipli oluşumlardır. Bu işte -taşımacılık- o kadar ilerlemişlerdir ki, çeşidi muallak şirket kurulmuş; yine fazla sayıda taşıma aracı geliştirmişlerdir. Her ne kadar burası önemli galaksilerin pek uzağında kalan bir gezegen olsa da, başta içinde bulunduğu galaksininki olmak üzere; çevre galaksilerin çoğunun taşımacılık görevini de Futuramali şirketler üstlenmiştir.
Burada iki gezegen günü kadar konakladıktan sonra, heybeme nice güzel anı ve tarifi sualsiz bilgiler eklemiş olarak gezegenden ayrılıyorum. Uzay gemimizin penceresinde yavaş yavaş küçülürken Futurama silueti, evrenin eşsizliğine bir kez daha kadeh kaldırıyorum!




